Yazı Detayı
28 Ekim 2020 - Çarşamba 20:43
 
OLAYLAR VE GERÇEKLER
Mahmut ÖZKAN
 
 

Değerli Okuyucularım,

Öncelikle  Merhaba; şu anda köşemi okuyup yazılarıma muhatap olan her okurumu saygılarımla sevgilerimle selamlıyorum.Bu benim size hitap eden ilk yazım.Sizlere en doğru,en güncel ve gerçekliği ispatlanmış olayları ve gerçekleri kısmen yorumlarımı da katarak paylaşmaya çalışacagım.

Bu ilk köşe yazımı devlet kavramı ve onun hangi amaçlara hizmet ettiği ve aslında ne olması gerektiği konusuna ayıracağım.Daha ilerde siyasi ve ekonomik konuları devlet tanımı ile birlikte değerlendireceğim.

Karl Marx’a göre ‘’Devlet egemen sınıfların diğer sınıfları ezmek için kullandıkları bir baskı aygıtıdır.’’

Siyaset Bilimci Münci Kapani, Politika Bilimine Giriş eserinde devleti şöyle tanımlar: ‘’Devlet belli bir ülke üzerinde yerleşmiş, zorlayıcı yetkiye sahip üstün bir iktidar tarafından yönetilen insan topluluğunun meydana getirdiği siyasal kuruluştur’’der.

Bu siyasal kuruluş Yasama-Yürütme ve Yargı’dan oluşur.Devlet dediğimiz yapı özgürlükleri kontrol eden,zorlayıcı ve baskıcı bir aygıt olarak tanımlanmasına rağmen Siyaset Felsefecileri ‘’Devleti daha düzenli  ve istikrarlı bir hayat için gerekli görmüşlerdir.’’

İskoç Filozof ve tarihçi David Hume (1711-1776) ‘’Devlet rızadan ziyade gasp  etme veya zor kullanarak ortaya çıkmıştır.Yeni bir hükümet ortaya çıktığında insanlar ona ‘’sadakatten  ve ahlaki yükümlülükten ziyade, korku ve zaruretten dolayı itaat etmektedirler’’ demiştir.

Kur’an-ı Kerim de ‘’dvl’’ kökünden gelen kelimeler ‘’dönüşümlü olmak’’ ve ‘’elden ele dolaşan mal’’anlamlarına işaret edilerek iki yerde kullanılmaktadır.Müslümanların Bedir Savaşında ki zaferi hatırlatılarak şöyle denilir:’’Biz o günleri insanlar arasında nöbetleşe döndürür dururuz.(Al-i İmran 3/40) İkincisi ise ganimetlerin çeşitli kesimler arasında taksimini ifade ederek ‘’Böylece o mallar,içinizden yalnızca zenginler arasında dolaşan bir servet olmaz.’’(Haşr 59/7) mealindeki ayettir.Burada Sosyal Adaletin zedelenmesinden dolayı ‘’Sermayenin ve zenginliğin dağılımındaki eşitsizlik ve adaletsizliğin,aynı zamanda toplum kesimleri ve insanlar arasında da eşitsizlik ve adaletsizliğe yol açacağı vurgulanmaktadır.

İngiliz Yardım Kuruluşu Oxfam’ın raporuna göre dünyanın en zengin yüzde 1’lik kesiminin serveti, geri kalan yüzde 99’luk kesimin servetine eşittir.Yine aynı rapora göre 62 dünya milyarderinin serveti, Dünya nüfusunun en yoksul yüzde 50’sine denk gelmektedir.Peki bu eşitsizliğe daha doğrusu aradaki uçuruma, ezici çogunlukta olan milyarlarca yoksul insan,nasıl oluyorda serveti elinde tutan 62 milyarderin servetini eşitçe pay edilmesini sağlayamıyor,baş kaldıramıyor, gücü eline geçiremiyor.Daha doğrusu adaletli eşit bir paylaşımı sağlayamıyor?

İşte burada yazımın başında açıklamaya çalıştığım ‘’Devlet’’ aygıtının, (Mahkemeler-Yargıçlar-Polis-Asker-Cezaevleri) gibi kurumları eliyle baskı ve zorlayıcı yapısı sayesinde, zenginlerin sürekli sermayeyi ellerinde tutmaları sağlanmakta,yoksulların da sürekli yoksulluk bir kadermiş gibi açlığa sefalete razı olmalarına süreklilik kazandırılmaktadır.

Öyleyse Devlet denilen yapının adalet ve eşitlik temelinde kurulması ve yönetenlerin bu ilkeler temelinde devleti yönetmesi gerekir ki devlet güçlüyü, ezeni, servet sahibini değil, yoksulu  zayıfı koruyup kollasın.

Bunun olması için halkın, yaşadığı ülkede haksızlığa, zulme eşitsizliğe, adaletsizliğe karşı sessiz kalmaması, bu durumlarda gerek açıktan gerek seçim sandığı önüne geldiğinde tepkisini ortaya koyan bilinçli bir vatandaş olmasından geçer.

Bu Avrupa ve Latin Amerika ülkelerinde belirgin olmakla beraber, Türkiye, Asya ve Ortadoğu ülkelerinde cılız ve zayıftır.

Barış Huzur ve yarınından umutlu olmak, geleceğe güvenle bakmak her insanın temel ve doğal hakkıdır. Buna mani olan her hal ve her şart yıkılmak ve ortadan kaldırılmak zorundadır. Bunu başarmak için, kişinin kendisini değerli görmesi,kurucu önderlerine sahip çıkması,her şeye Kader diyerek rıza göstermemesi ,kendisini yönetenlerin zenginleştiğini ve halktan koptuğunu gördüğünde soyulduğunu anlaması gerekir.Bu da yönetim biçimini tercih ve seçme şekliyle alakalıdır.Dünya Literatüründe ve Tarihsel Diyalektik içinde Derebeylikten Feodaliteye-Feodaliteden Krallığa-Krallıktan Faşizme ve Diktatörlüğe- Yapılan Rönesans ve Devrimlerle Diktatörlükten-Parlamenter Demokrasiye doğru yol alınmıştır.Dünya tarihinde ilk defa bir devlet ve halk kendisini geriye taşımış,yapılan uydurma bir referandumla Demokratik Parlamenter sistemden, Diktatörlük ve Tek Adam rejimine geri dönmüştür.

Bu devlet nerde mi? Bu halk kim mi? Onu da siz bulun….

                                                                                                                                            

 
Etiketler: , OLAYLAR, , , VE, , GERÇEKLER,
Yorumlar
Diğer Yazılar
Yazarlar
Anketler
Yeni haber sitemizi nasıl buldunuz ?
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Beşiktaş
35
0
4
2
11
17
2
Fenerbahçe
35
0
4
2
11
17
3
Gaziantep FK
34
0
2
7
9
18
4
Galatasaray
33
0
4
3
10
17
5
Alanyaspor
30
0
6
3
9
18
6
Hatayspor
28
0
5
4
8
17
7
Fatih Karagümrük
27
0
5
6
7
18
8
Trabzonspor
27
0
5
6
7
18
9
Antalyaspor
25
0
6
7
6
19
10
Başakşehir FK
23
0
7
5
6
18
11
Sivasspor
23
0
5
8
5
18
12
Konyaspor
22
0
8
4
6
18
13
Göztepe
22
0
6
7
5
18
14
Kasımpaşa
22
0
7
4
6
17
15
Çaykur Rizespor
21
0
6
6
5
17
16
Yeni Malatyaspor
21
0
6
6
5
17
17
Gençlerbirliği
19
0
9
4
5
18
18
Kayserispor
16
0
10
4
4
18
19
MKE Ankaragücü
15
0
10
3
4
17
20
Denizlispor
14
0
9
5
3
17
21
BB Erzurumspor
13
0
11
4
3
18
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Haber Yazılımı